Türkçe Mubabbet Odaları

Posted by: adminin Muhabbete
12
Ağu

Sohbet Girisi

Nickiniz

Sifreniz

BAĞLAN


www.muhabbete.net Güvenli Muhabbet Etmesi İçin Kullanıcıları İçin Özel Hazırlanmış Scripit’imizi Sizlerin Kullanımına Sunuyoruz Keyifli Muhabbetler.

Kadıköy’de, sokak içerisindeki bir otomobile silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda, otomobilde bulunan 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de yaralandı.

Edinilen bilgiye göre olay, saat 17.00 sıralarında Eğitim Mahallesi Saitbey Sokak’ta meydana geldi. Kimliği henüz belirlenen kişi ya da kişiler, sokakta bulunan 34 TCZ 98 plakalı Opel marka otomobile silahlı saldırıda bulundu. Saldırıda, otomobilde bulunan 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de yaralandı. Yaralı şahıs ambülansla hastaneye kaldırıldı.

Olay yerini güvenlik çemberine alan polis, inceleme yaptı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Sibel Çarmıklı Adliyeye Getirildi

Posted by: adminin Mola
28
Eyl

Sahte çürük raporuyla ilgili düzenlenen operasyonda askeri Savcı Albay Ahmet Zeki Üçok ile ’satılamaz’ şerhi bulunan bir arazinin alımı için rüşvet pazarlığı yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan iş kadını Sibel Çarmıklı ve oğlu Murat Çarmıklı adliyeye getirildi.

Sahte çürük raporu operasyonunda bir arazi için rüşvet karşılığı pazarlık yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan Sibel Çarmıklı ve oğlu emniyetteki işlemlerinin ardından Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Çarmıklı ve oğlu Murat Çarmıklı ile birlikte H.Ç. adlı zanlı da adliyeye sevk edildi. Sağlık kontrolünden geçirilen zanlıların soruşturmayı yürüten savcıya ifade vermesi bekleniyor.

Çarmıklıların, Karargah Evleri soruşturmasını yürüten ve bu soruşturma kapsamında tutuklanan askeri savcı Albay Ahmet Zeki Üçok ile yaptıkları iddia edilen rüşvet pazarlığına ait olduğu ileri sürülen fotoğraflar basında yer almıştı.

Ergenekon ana davasının tutuklu sanığı olan ve Scientology tarikatı üyesi olduğunu söyleyen İhsan Göktaş, sanıklardan Hüseyin Görüm’ün Kuvvai Milliye Derneği’nde kendisine bazen MİT, bazen JİTEM görevlisi havasını verdiğini söyledi. Göktaş, çapraz sorgusu sırasında kendisine ‘İblis’ yakıştırmasını yapan Hüseyin Görüm’ün sorularını cevaplamadı. Kuvvayi Milliye Derneği Genel Başkanı Fikri Karadağ’ı arayarak dernekte yapılan ‘garip’ işleri anlattığını söyleyen Göktaş, “Dernekte fuhuş, uyuşturucu her şey vardı. Uyuşturucu kullanıldığını gördüm, fuhşu görmedim, seslerden anladım.” diye konuştu

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon ana davasının bugünkü duruşmasında, adresine yapılan tebligatlara karşın duruşmalara katılmadığı için hakkında yakalama emri çıkarılan ve 11 Ağustos 20009 tarihinde yakalanarak kimlik tespiti yapılan İhsan Göktaş’ın savunmasına geçildi. Scientology tarikatının Avrupa sorumlusu olduğu öne sürülen Göktaş, savunmasında “Kuvvayi Milliye Derneği’ne üye olmak istedim ama olmadı. Sahibi, başkanı Hüseyin Görüm üye olmamı engelledi. Benden şüphelendi.” diye konuştu. Kadıköy’deki Kuvayı Milliye Derneği Genel Merkezi’de derneğin amaçları dışında çalışmalar yapıldığını gördüğünü anlatan Göktaş “Dernekte kanunun çiğnediğini gördüm. Kadıköy’de Narkotik Şube ile irtibat kurdum. Orada ahlakdışı yapılan işlerin durdurulması için harekete geçtim.” dedi. Davada tutuklu yargılanan Hüseyin Görüm’ün yanındaki bazı insanları ‘Peygamber’ gibi sunduğunu anlatan Göktaş, Kur’an-ı Kerim’in altına esrar koyduğunu öne sürdü. Kuvvayi Milliye Derneği Genel Başkanı Fikri Karadağ’ı arayarak dernekte yapılan ‘garip’ işleri anlattığını söyleyen Göktaş, “Dernekte fuhuş, uyuşturucu her şey vardı. Uyuşturucu kullanıldığını gördüm, fuhşu görmedim, seslerden anladım.” diye konuştu. Basında kendisiyle ilgili haberler nedeniyle deşifre olduğunu söyleyen Göktaş, Tom Cruise ve John Travolta ile yemek yediğini anlattı.

Soruşturma sırasında emniyet müdürlüğü ve savcılıkta verdiği ifadelerin okunmasının ardından öğle arası verildi. Saat 13.30′da başlayan duruşmada Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in sorularıyla İhsan Göktaş’ın çapraz sorgusuna geçildi. Pekgüzel’in, “Savcılıkta verdiğiniz ifadede ölümle tehdit edildiğinizi söylemişsiniz, açıklar mısınız?” sorusuna Göktaş, Kuvvai Milliye 1918 derneğiyle ilgili bazı açıklamalarda bulundu. Dernekte esrar, kokan pis eşyaları dışarı çıkarıp düzenleme yapmaya çalıştıklarını belirten Göktaş, bu sırada TBMM plakalı bir otomobille gelen ve kendisini bugünün Başbakanının bacanağı olarak tanıtan Nuri Vardarbaşı’nın, derneğe gelerek kendisini dernekten çıkarmak istediğini öne sürdü. Hukuki olarak çıkaramayınca kibar şekilde kendisini çıkmaya zorladığını iddia eden Göktaş, “Orada bize bazı şeyler söyledi ve kimseye söylemememizi istedi. ‘Yurt dışına bile kaçsanız sizi buldurur. Öldürtürüm’ dedi. Savcılığa bu konuda ifade verdim. Bu konuyu Savcı Zekeriya Öz ve Hayrettin Tekin söyleyebilirler. Olaydan hemen sonra karakola giderek tehdit edildiğimi söylemek istedim ama dışarı çıkardılar beni. TEM Şube Müdürlüğü’ne gittim. Başının çaresine bak dediler. Benle kimse ilgilenmedi.” dedi.

“EŞİM SCİENTOLOGY TARİKATININ TEMSİLCİSİ, BEN DE ÜYESİYİM”

Eşinin Scientology tarikatının Türkiye temsilcisi, kendisinin de üyesi olduğunu belirten Göktaş, 1995 yılında tarikattan ayrılmasının ardından kendilerini deşifre edecekleri endişesiyle bugüne kadar takip ve tehdit edildiğini söyledi. Göktaş, “Scientology tarikatı peşimde olduğu için 3 yıl önce Türkiye’de koruma talebinde bulundum. Ancak koruma verilmedi. Korumam olmadığı için Türkiye’de adresimi kasıtlı olarak bildirmiyordum. Devamlı da adres değiştiriyordum. Kendi adıma bir telefon dahi alamadım. Örgüt beni hemen bulur. Yoksa hukuktan kaçtığım için değil. Scientology tarikatı Türkiye’de tam olarak algılanamamış çok büyük bir örgüt. Scientology tarikatı belli bir insanın etrafında çok ağır kumpaslar kurar. Normal bir insan bunun altından kalkamaz.” diye konuştu. Türkiye’de kamuoyunda saygın olan kişilerle bir araya gelerek Scientology tarikatının Hıristiyanlık ile alakalı bir tarikat olmadığını kamuoyuna aktarmak istediğini belirten İhsan Göktaş, bu nedenle Türkiye’de bu konuya bilirkişilik yapacak saygın kişilerle görüşmek istediğini söyledi.

Kuvvai Milliye Derneği’nde uluslararası istihbarat topladığı şeklindeki iddiaya ise İhsan Göktaş, Bu iddianın Hüseyin Görüm’ün ifadesinde geçtiğini, kendisini bağlamadığını belirterek, “Ben dernek adına istihbarat toplamadım. Dernekte insanlık ve İslam dışı hareketler nedeniyle üyeleri hakkında bazı notlar alıp bunları bilgisayarıma kaydettim.” dedi. Göktaş, Pekgüzel tarafından yöneltilen bir soruya da dernek yöneticisi olan Hüseyin Görüm’ün vaaz türündeki konuşmalarında kendisini bazen MİT, bazen de JİTEM olduğunu belirterek devlet görevlisi havası verdiğini ileri sürdü.

Sanıklardan bazılarıyla bağlantısı ya da tanıyıp tanımadığı sorulan Göktaş, Veli Küçük’ü tanımadığını, notlarında isminin geçmesi konusunun ise, şuradan buradan toplayıp bilgisayarına kopyaladığı notlar olduğunu ileri sürdü. Veli Küçük’ü basından tanıdığını şahsen tanımadığını söyleyen İhsan Göktaş, kendisinden ele geçirilen belgelerde ismi geçen Vural Küçük’ün ise kendisinden para almaya çalışan çok yaşlı bir insan olduğunu öne sürdü.

Eyüp Jandarma Karakolu’nda kendisini jandarma istihbarat olarak tanıtan Yavuz isimli şahısla tanıştığını ifade eden İhsan Göktaş, “Sevgi Erenerol’un telefon numarasını bana Yavuz verdi. Scientology tarikatının iç yüzünü ortaya çıkarmak için Diyanet’e gitmek olmazdı. Hıristiyan olduğunu bildiğim için Sevgi Erenerol ile görüşmemin faydası olacağını düşündüm ve o dönem kendisiyle kısa bir görüşmem oldum. Boşanma mevzuum vardı. Hem Scientology tarikatıyla ilgili konunun hukuki boyutunu konuşmak hem de eşimden boşanmak için Kemal Kerinçsiz ile görüştüm ancak Kemal Kerinçsiz çok yoğun olduğunu belirterek beni başka bir avukata yönlendirdi.” dedi.

Savcıların sorularının ardından söz alan tutuklu sanıklardan Hüseyin Görüm ise ifadesinde kendisine yönelik ithamlarda bulunan İhsan Göktaş’a ‘İblis’ yakıştırmasını yaptı. İhsan Göktaş ise Hüseyin Görüm’ün sorularını muhatap almadığını belirterek cevaplamadı.

Avukat Alper Yarımbıyık, Tuncay Güney’in mülakat CD’lerinin incelenmesi sırasında da müvekkili sanık Ümit Oğuztan’ın Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’nde işkence gördüğünün ortaya çıktığını ileri sürerek sorumluların cezalandırılması için Fatih Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu. Yarımbıyık, 2001 yılında bir araç satışından dolayı ev sahibi Ümit Oğuztan’a 500 TL verdiği şeklindeki ifadesi üzerine Oğuztan’ın insanlık dışı işkencelere maruz kaldığını ileri sürdü. Gözaltına alınmasının ardından Tuncay Güney’in durumunu sormak için emniyete giden Oğuztan’ın, çırılçıplak soyulmak suretiyle vücuduna elektrik verilerek işkence edildiğini iddia eden Avukat Yarımbıyık, dönemin Organize Suçlar Şube Müdürü olan ve ikinci iddianame sanıkları arasında yer alan Adil Serdar Saçan, şubede görevli eski Emniyet Amiri Ahmet İhtiyaroğlu ve sorgusuna katılan diğer memurlar hakkında işkence suçundan ceza verilmesini istedi.

İSTANBUL 14. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANI CANAK, ERTEKİN’İN TAHLİYESİ YÖNÜNDE GÖRÜŞ BELİRTTİ

Öte yandan, Ergenekon ana davasının tutuklu sanıkları Hayrettin Ertekin ile Mehmet Fikri Karadağ’ın avukatları, duruşmaya ara verildiği 20 gün içerisinde, bir üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tahliye talebinde bulundu. Talepleri inceleyen mahkeme heyeti, Fikri Karadağ’ın tahliye talebini oy birliğiyle, Hayrettin Ertekin’in tahliye talebini de Başkan Erkan Canak’ın muhalefetiyle reddetti. Birleştirilen Ergenekon davasının tutuksuz sanığı Şener Eruygur’un eşi Mukaddes Eruygur’un gizli kamera çekimlerinde “12 ve 14 bizden” diyerek işaret ettiği öne sürülen 14 Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Arkan Canak, muhalefet gerekçesinde şunları söyledi; “Sanığın suç vasfı örgüt üyeliği olup, iddia edilen suçun vasıf ve mahiyeti, istenen ceza maddesi, sanığın iki yıla yakın süre tutuklu kalmış olmakla beraber aynı davada daha ağır iddia ve sevk maddesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi ile yargılanan birçok sanığın ise tutuksuz yargılanması hakkaniyete ve ceza adaletine ters düşmekle birlikte dosyanın geldiği aşama da göz önüne alınarak ileride mağduriyetine sebebiyet vermemesi için tahliyesi görüşündeyim.”

Arınç’tan Muhalefete Çağrı

Posted by: adminin Mola
28
Eyl

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ”Demokrasilerde iktidar çoğunluğunun bulunması yeterli değil, muhalefetin de mutlaka bulunması gerekiyor. Muhalefet partilerinin eleştirilerine, önerilerine ihtiyacımız var” dedi.

TRT İzmir Bölge Müdürlüğünü ziyaret eden Arınç, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

TRT’nin birinci görevinin kamu yayıncılığı olduğunu belirten Arınç, şu anda İzmir’den yayın yapmak üzere TRT’nin bir kanalının tahsis edildiğini, 17 Ekim’den itibaren İzmir’den TRT Turizm ve Belgesel kanalının faaliyete başlayacağını söyledi. Kanalın koordinatörünün, müdürlük çalışanları olduğunu dile getiren Bakan Arınç, bu kanalın bugüne kadar ihtiyacı hissedilen bir konu olduğunu, başka ülkelerin ve televizyonların böyle çalışma yaptığını, ancak TRT’nin bunu ilk kez gerçekleştiğini ifade etti.

Yeni yasama yılına 1 Ekim’de başlayacak TBMM’yi yoğun bir temponun beklediği belirtilerek yöneltilen bir soru üzerine Arınç, şunları söyledi:

”Şüphesiz Meclis’in gündemi çok yüklü, önemli kanun değişiklikleri, yeni kanunlar olabileceği gibi eğer müsait ortam bulunabilirse, nitelikli çoğunluk istediği için Anayasa değişiklikleri de yapılabilir. O konuda herhangi bir rezervimiz yok. Nitelikli çoğunluk uzlaşmayı ve bir araya gelmeyi gerektiriyor.

Meclis çalışmalarının elektrikli olması, heyecanlı olması, tartışmalı olması, işin doğasında var. Bu çok olağanüstü bir şey değil. Önemli olan seviyeli ve iyi bir üslupla bu tartışmaların yapılmasıdır. Demokrasilerde iktidar çoğunluğunun bulunması yeterli değil, muhalefetin de mutlaka bulunması gerekiyor. Çoğunluk ve iktidar, diktatörlüklerde var ama demokrasilerde muhalefetin de olması gerekli. Bu bakımdan muhalefet partilerinin eleştirilerine, önerilerine ihtiyacımız var.”

Küçük yaştaki 3 kız çocuğuna tacizde bulunduğu iddiasıyla 7 aydır aranan sapık, Antalya’nın Alanya ilçesinde çekimi devam eden ‘Süper Çocuklar’ adlı filmin setinde yakalandı.

Alanya’nın Güller Pınarı Mahallesi, Oba ve Tosmur beldelerinde 7 ay içinde yaşları 4 ile 6 arasında değişen 3 kız çocuğuna cinsel tacizde bulunulduğu iddasıyla polis operasyon başlatmıştı. İlk taciz Güller Pınarı Mahallesi’nde meydana gelmiş, olayda 6 yaşındaki bir kız çocuğu apartmanın altında bulunan depoya indirilmiş ve elle taciz edilmişti. Yine Tosmur ve Oba beldelerinde buna benzer taciz olaylarıyla ilgili Emniyet’e şikayetler gelmişti. İhbarlar üzerine harekete geçen Alanya Emniyeti’ne bağlı asayiş büro amirliği, kıdemli polisler Şenel Maden ve Murat Güven’den oluşan özel ekip kurdu. Şehir güvenlik görüntülerini inceleyen ekipler, bir işyerine ait güvenlik kamerasında tacizcinin koşarken görüntüsüne ulaştı. Bu görüntüyü incelemeye alan ekipler, araştırmasını daha da genişletti. Tacize uğrayan çocukların verdiği bilgiler doğrultusunda şahsın robot resmini çizen ekipler, araştırmanın altıncı ayında şahsa benzeyen 3 kişiyi tespit etti. Polis, 3 şahsın gizlice fotoğraflarını çekerek kimlik tespiti için mağdur kızlara gösterdi. Üç kızın da aynı fotoğrafı göstermesi üzerine şahsın açık kimliğinin tespitine başlandı. Araştırmanın 7. ayından şahsın Mardin nüfusuna kayıtlı Hüseyin Atasever (24) olduğu belirlendi. Takibe alınan şahsın Alanya’da çekilen ‘Süper Çocuklar’ adlı filminde rol aldığını belirledi. Bunun üzerine harekete geçen polis ekipleri, Oba beldesinde filmin çekiminin yapıldığı stüdyolara baskın düzenleyerek film kostümleri içinde olan şahsı yakaladı.

Alanya Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen şahıs, burada yapılan sorgusunda küçük yaştaki çocukları taciz ettiğini itiraf etti. Şahıs, sorgusunun ardından doktor kontrolü için Alanya Adliyesi’ne götürüldü. Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Alanya Emniyet Müdürlüğü yetkilileri aynı bölgede başka tacizlerin de olabileceği şüphesi üzerine soruşturmayı derinleştirdikleri kaydetti. Yetkililer, bu tür taciz olaylarıyla ilgili şikayetleri olanların emniyete başvurmasını istedi.

Münevver Karabulut cinayetinde Garipoğlu ailesi ile Karabulut ailesi arasında arabuluculuk yaptığını öne süren Cemil Baran, Münever Karabulut’un satanist ayininde kurban edildiğini öne sürdü. Taksim Meydanı’nda basın açıklaması yapan Baran, C.G’nin teslim olma sürecinin de senaryodan ibaret olduğunu iddia ederek, “Cem Ermenistan’da yakalanıp Suriye ve Gaziantep üzerinden İstanbul’a getirildi.” iddiasında bulundu.

Münevver Karabulut cinayetinde arabulucu olarak adını duyuran Cemil Baran, Taksim’de yeni açıklamalarda bulundu. Atatürk Anıtı önünde gazetecilere açıklamalarda bulunan Baran, cinayet sırasında veya sonrasında eve ilk gelen ismin baba Mehmet Nida Garipoğlu olduğunu iddia etti. Baran, “Ardından amcası Hayyam Garipoğlu ve son olarak da oğlu Fatih Garipoğlu geldi. Güvenlik kamera görüntülerini silen kişi Fatih Garipoğlu’dur. ” dedi.

Münevver’in uyuşturucu kullanılan bir satanist ayininde kurban edildiğini ileri süren Baran, “Burada önce seks oyunları oynandı. 29 yerinden bıçaklandı. Bunlardan 3 tanesi derin bıçak yaralarıdır. Cinayette testerenin yanında bir de balta kullanılmıştır. Anne ve babası sonradan veya olay sırasında eve gelmişlerdir. Baba Garipoğlu, Münevver’in tırnak arasında doku örneği olduğu için hapis yatmaktadır. ” şeklinde konuştu.

C.G’nin teslim olmasının da bir senaryo olduğunu savunan Cemil Baran şöyle konuştu: “Ermenistan’da yakalandı. Suriye ve Gaziantep üzerinden İstanbul’a getirildi. C.G’nin Ermenistan’da yakalanıp Türkiye’ye getirildiği açıklanana kadar Taksim’de konuşmaya devam edeceğim.”

Danıştay saldırısı sanığı Alparslan Arslan’ın babası İdris Arslan, oğluna kimyasal ilaç verildiğini öne sürdü. Baba Arslan, “Böylece bir zihin kontrolü yapıldığına inanıyorum. Uzun zamandır kendisiyle bağlantımız yok, görüşemiyoruz.” dedi.

Alparslan Arslan’ın babası İdris Alparslan, mahkeme salonunun önünde basın açıklaması yaptı. Babası, Alparslan Arslan’ın psikolojik durumunun başından beri bozuk olmadığını söylediğini ifade etti. Arslan, “Kendisine kimyasal ilaç verildiğini düşünüyorum. Böylece bir zihin kontrolü yapıldığına inanıyorum. Uzun zamandır kendisiyle bağlantımız yok, görüşemiyoruz. Defalarca kez dilekçe verdim ama su durumuyla alakalı bir sonuç alamadım.” dedi. Oğlunun çok duyarlı ve okul döneminde çok başarılı birisi olduğunu ifade eden baba Arslan, oğlunun durumundan endişeli olduğunu söyledi.

Duruşma sırasında oğluna jandarmaların şiddet uyguladığını öne süren Arslan, “Hangi ana babanın yüreği buna dayanır, soruyorum size. Duruşma sırasında çıkıp bağırmayı düşündüm ama dışarı atılırım endişesiyle sesimi çıkaramadım.” diye konuştu.

Caner Bebek İyileşiyor

Posted by: adminin Mola
28
Eyl

Antalya’nın Kumluca ilçesinde bir eczaneden soğuk algınlığı için alınan şurupla birlikte poşete yanlışlıkla konulan şeker düşürücü ilacın da içirilmesi nedeniyle komaya giren 6 aylık Caner bebeğin sağlık durumu iyiye gidiyor.

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Sadık Özmen, Caner Ertürk’ün hastaneye bayramda geldiğinde solunum sıkıntısı bulunduğunu ve şuurunun kapalı olduğunu, hemen yeni doğan yoğun bakıma alarak, gerekli müdahalelerin yapıldığını anlatarak, tetkik ve tedavilerle Caner bebeğin neden bu duruma geldiğini belgelediklerini belirtti.

Özmen, “Bebeğin hayatta kalması için gereken her türlü tıbbi imkanlarımızı seferber ettik. Şu anda çocuğumuz solunum cihazından ayrıldı ve biberonla beslenir duruma geldi. Emme reflekslerini tekrar yapabiliyor. İleri testleri ve tetkikleri yapılıyor. İleriki dönemler için kalıcı bir hasar bırakıp bırakmayacağını kontrol edeceğiz.” bilgisini verdi.

Hırsızlar Arabadan Bebek Attı!

Posted by: adminin Mola
28
Eyl

Hollanda’da araba hırsızlarının araçtaki 6 aylık bebeği sokağa atması ülkenin gündemine oturdu. Bebeği bulup karnını doyuran Türk asıllı Rabia Toprak da basının ilgi odağı oldu.

Utrecht kentinde süpermarket işleten Korkmaz, bebeği bir çöp konteynırının yanında ağlarken bulmuş. Üşüyen bebeği evine götüren ve ona süt veren Korkmaz, durumu polise bildirmiş. Bebek, polis tarafından Ukraynalı ailesine teslim edilmiş.

Hollanda basınının olaya büyük ilgi göstermesi Rabia Korkmaz’ın davranışının da tüm ülkede yankı bulmasını sağladı. Telegraaf gazetesi ile televizyon kanalları Korkmaz’la yaptıkları röportajları okuyucu ve izleyicilerine aktardı. Cihan’a konuşan Korkmaz, Hollandalı gurbetçilere, “Bizler bu ülkede yaşıyorsak cesaret gösterip katılımcı olduğumuzu göstermeliyiz.” mesajını verdi.

Öte yandan, bebeği sokağa terk eden hırsızların yakalanması için çalışmalar sürüyor.

Bayramda Harcamaya Doyamadık

Posted by: adminin Mola
28
Eyl

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), arife gününün bir gün öncesi dahil olmak üzere, Ramazan Bayramını kapsayan 18-23 Eylül 2009 döneminde, kredi kartlarıyla 12 milyon 894 bin 252 adet işlemle 1 milyar 136 milyon 561 bin 25 lira tutarında harcama yapıldığını açıkladı.

BKM’den yapılan yazılı açıklamaya göre, bu döneme ait harcama toplamı 2008 yılına göre yüzde 41 oranında arttı ve yılın en çok işlemi arife gününde yapıldı.

Arife gününe denk gelen 19 Eylül Cumartesi günü, BKM Switch sisteminden saniyede 638 adet banka ve kredi kartı işlemi geçerek, son 5 yılın işlem adedi rekoru kırıldı. Arife günü BKM switch sisteminde toplam banka ve kredi kartları ile 5 milyonun üzerinde işlem gerçekleşti.

Arife gününün bir gün öncesi dahil olmak üzere, Ramazan Bayramına denk gelen 18-23 Eylül 2009 dönemindeki toplam cironun yaklaşık yarısı olan 520 milyon lira, 19 ve 20 Eylül 2009 tarihlerinde yapılan işlemler sonucu gerçekleşti.

18-19 Eylül 2009 tarihlerinde kredi kartıyla en çok harcamanın yapıldığı sektörler arasında, marketler ve alışveriş merkezleri ile giyim ve aksesuar sektörü başı çekti.

Bayramın birinci günü olan 20 Eylül’de ise benzin ve yakıt istasyonları sektörünün cirosu ilk sırada yer aldı.

-EN ÇOK HARCAMA ABD’DE YAPILDI-

BKM’nin yerli kredi kartlarının yurt dışı kullanımı verilerine göre, en çok harcama 10 milyon 247 bin 337 lira ile ABD’de yapıldı. 6 milyon 315 bin 270 liralık cirosu ile Fransa ikinci sırada yer alırken, Almanya 5 milyon 570 bin 183 lira ciro ile bu ülkeyi takip etti.

18-23 Eylül 2009 döneminde yurt dışında yapılan alışverişler birçok sektörü kapsarken, harcamalarda giyim ve aksesuar ile konaklama sektörleri üst sıraları paylaştı.

Market ve alışveriş merkezleri, hizmet sektörü, yemek ve telekomünikasyon yurt dışına gidenlerin en çok harcama yaptığı diğer sektörler arasında yer aldı.